AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
kod dnm
bina puanları kod
Seyir Defteri.
Ders Sistemi ve Alımlar
Passive
Lucinda Queen
Kurt Adam Klan Alımları
Sorularınız
Sorunlarınız
Gizemmli_kız
Ptsi Şub. 22, 2016 12:57 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:11 pm
C.tesi Ocak 30, 2016 11:21 pm
C.tesi Ocak 30, 2016 11:20 pm
Paz Ocak 24, 2016 5:59 pm
Perş. Nis. 11, 2013 3:25 pm
Perş. Nis. 11, 2013 3:01 pm
C.tesi Ekim 13, 2012 9:50 pm
C.tesi Ekim 13, 2012 9:33 pm
Çarş. Tem. 11, 2012 9:15 am
Nyx
Nyx
Barbara Elvfsie
Barbara Elvfsie
Nyx
kaan01
kaan01
mustafa86
mustafa86
gizemmli_kız


Paylaş | 
 

 İki Half-Blood.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nicole von Delphia

Vampir Vampir
avatar



Mesaj Sayısı : 90
Nerden : Farketmez şu an buradayım ya sen ona bak -.-
İş/Hobiler : PM atarak insanları rahatsız etmek asdfgh :D

Karakter Kartı
Rp Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: İki Half-Blood.   Çarş. Şub. 02, 2011 3:48 pm

Katılacaklar;
Belinda Jacqueliné Nicolé x Jacee Jordanna

RP in...

Bu göz yorucu ışıklar, gürültülü müzik... Rahatsız olmuştu Belinda. Ama gitmek de istemiyordu. Etrafına baktı, herkes çılgınlar gibi eğleniyordu. O da dans etmek istedi ama bir anda kendini çok yorgun hissetti. Kalkmak için kasılan kasları yeniden gevşedi. Elindeki kokteylin renklerine baktı ve hoşuna gitti. Tadı da fena değildi aslında, ama daha fazla içmek istemedi. Belki de alkole alışkın olmadığındandı. Yani, bağımlısı değildi ama içince de ona etki etmiyordu.
Bir anda kendini çok yalnız ve asosyal hissetti. Birkaç arkadaş edinsem fena olmaz, diye düşündü ve yanına oturan ilk kişiyle sohbet etmeye başlamaya karar verdi. Bir süre bekledi ve sonunda yanına bir kız oturdu.
Kız hoştu. İlk başta Belinda'nın gözüne biraz soğuk göründü, birşey söylemeye çekindi.
Ama kızda, Belinda'yı kendisine çeken birşeyler vardı. Belinda en sonunda cesaretini topladı ve;
"Merhaba," dedi...


En son Belinda Jacqueliné Nicolé tarafından Cuma Şub. 04, 2011 2:33 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacee Jordanna

avatar



Mesaj Sayısı : 37
Nerden : Los Angeles
İş/Hobiler : Şarkı söylemek ve poz vermek!

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Perş. Şub. 03, 2011 6:02 pm

Eğlenme... Bu işi, bu dünyada benden iyi yapan yoktur diye tahmin ediyorum. Üzerime gömlek giydiğimde bile eğlenen biriyim. Çok tuhafım açıkçası. Bunu ben de kabul ediyorum.

Şimdi Lawton kaldırımında topuklu ayakkabımı çıtlatarak yürüyorum. Herkes bana bakıyor. Benim de gözüme kestirdiğim birkaç kişi var açıkçası. Onlara yandan bir bakış attım ve kıvırtarak yürümeye devam ettim. Bu gece asi kız olma vaktiydi. Bu gece müzik benim için çalıyordu, sahne ışıkları benim için yanıyordu. Megaloman olan ben, artık bir yerlerde oturup soluklanmalıydım. Comanche! Oradaki barmeni tanıyordum. Bana her zaman kıyak yapıyordu. Bu yüzden orayı tercih ettim. Boş bulduğum bir sandalyeye oturdum ve güzel bir kokteyl istedim. Bana özel bir tarifi vardı. Onu hazırlayacağını biliyordum. Kokteylim geldiğinde bir yudum aldım. Oldukça güzeldi. Boş boş gülümserken birisi "Merhaba." dedi. Kafamı döndürüp baktım. Birisi bana tedirgin gözlerle ve utangaç bir şekilde bakıyordu. Gülümsedim ve "Merhaba." dedim. Biraz bekledim. Onu hatırlamaya çalıştım ancak hafızam onu kaydetmediğini söylüyordu. "Tanışıyor muyuz?" diye sordum. Genelde tanımadığım insanlarla yer bulmak için yada çıkarlarım için konuşurdum ama, bu sefer konuşmayı başlatan ben değildim. Bir yabancıydı. Yabancıları severdim. Tanımadığım insanlarla tanışmak güzeldir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hollywood-rpg.yetkin-forum.com
Nicole von Delphia

Vampir Vampir
avatar



Mesaj Sayısı : 90
Nerden : Farketmez şu an buradayım ya sen ona bak -.-
İş/Hobiler : PM atarak insanları rahatsız etmek asdfgh :D

Karakter Kartı
Rp Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Cuma Şub. 04, 2011 2:29 pm

Kızın 'Ne var?' diye cevap vermemesine sevinmişti. Buradaki çoğu kişi öyle yapardı. Ama kız sadece "Merhaba," diye karşılık verdi. "Tanışıyor muyuz?"
Sonra kendini bir tuhaf hissetti. Belki de içki onu biraz etkilemişti. Bir anda başı döndü. Kendisini toparlamaya çalıştı. Görüşu bulanıklaşmıştı. Lanet olsun, diye düşündü. Yoksa bu ağır olan içkilerden biri mi? Gözlerini kırpıştırdı ve görüşü düzeldi. Şimdi kızı daha iyi görebiliyordu.
"Hayır," dedi, "pek sanmıyorum. Ama bu tanışmamıza engel değil, öyle değil mi?" Gülümsedi.
"Adım Belinda. Buralara yabancıyım." Kıkırdadı. "Gece klüplerine alışkın değilimdir. Yani, pek fazla uğramam buralara. İçkiye de alışkın değilim. Bu yüzden tuhaf hareketler yapıyorum," diyerek güldü...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacee Jordanna

avatar



Mesaj Sayısı : 37
Nerden : Los Angeles
İş/Hobiler : Şarkı söylemek ve poz vermek!

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   C.tesi Şub. 05, 2011 2:45 pm

Hoş birisine benziyordu. Fena biri değildi. Anlaşılan gece hayatı yoktu. Genelde bu tip insanlarla bu tür yerlerde karşılaşmazdım ama şansa bakın. Bir masum arkadaş. Gülümsedim ve kokteylimden bir yudum daha aldım.

"Benim için sorun değil. Ve evet, kesinlikle tanışmamıza engel değil." Gülümsemem bütün yüzüme dağıldı. Gözlerimi bir an ondan ayırıp kokteylime çevirdim. Onunla ne yapabilirim? Kokteyl ile değil tabi, kız ile. Half-Blood olmanın verdiği bazı cezbedici güçler ile onu kendime çekebilirdim. Bak bu fena bir fikir değildi. Gırtlağımı temizledim. Baş parmağımı kokteyl bardağının ağzında döndürürken kıza baktım. "Adım Jacee. 17 yaşındayım. Bu tür yerlere girmem normalde yasak ama ben normal olmadığım için sorun yok." dedim ve gülmeye başladım. Evet, normal değildim. Ama o bu sözümü insan olmadığım anlamında değil, normal bir küçük kız olmadığım anlamında anlamalıydı. Ben öyle umuyordum en azından. "Ya sen?" Onu dikkatlice süzmeye başladım. Saçları ve gözleri beni yakıp bitiriyordu açıkçası. Oldukça hoş biriydi. Gözleri biraz yaşarmış gibiydi. Alkolden olmalıydı. Bence daha hafif içkiler tercih etmeliydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hollywood-rpg.yetkin-forum.com
Nicole von Delphia

Vampir Vampir
avatar



Mesaj Sayısı : 90
Nerden : Farketmez şu an buradayım ya sen ona bak -.-
İş/Hobiler : PM atarak insanları rahatsız etmek asdfgh :D

Karakter Kartı
Rp Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   C.tesi Şub. 05, 2011 5:48 pm

"Ben de 17 yaşındayım. Buraya gelmem yasak değil ama buranın meraklısı değilim," dedi hafif bir gülümseme ile. Sonra tekrar tuhaf birşeyler oldu. Belinda sanki Jacee'ye doğru çekiliyordu. Onunla sürekli konuşmak ve yanında olmak istiyordu nedense. Neden böyle hissettiğini anlamamıştı. İyice kafayı mı buluyordu yoksa? Aldırmamaya çalışarak konuşmaya devam etti.
"Sanırım senin yanında ben 'uslu kız' gibi kalıyorum. Oysa ki gece hayatında değil, normal hayatta bir yaramazımdır," diyerek kıkırdadı. Jacee'nin tek kaşı kalktı ve o da güldü.
Birkaç saniye boyunca sessiz kaldık. Belinda'nın beğendiği disko melodisi çıkınca, parmaklarıyla masaya vurarak ritim tutmaya başladı. Sonra, böyle oturmaya devam edersem, Jacee de ben de, sıkıntıdan patlayacağız, diye düşündü ve ayağa fırladı.
"Sıkılmaya başladım. Biraz dans edelim mi?"
İçindeki 'Gece Kızı' ortaya çıkıyordu işte.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacee Jordanna

avatar



Mesaj Sayısı : 37
Nerden : Los Angeles
İş/Hobiler : Şarkı söylemek ve poz vermek!

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Salı Şub. 08, 2011 6:32 pm

Dans? İşte bu iyi olmadığım bir şeydi. İçeceğimden bir yudum daha aldım. Yüzümü buruşturdum. İçecek yüzünden değil dans fikri yüzünden. Başımı 'evet' anlamında salladım. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. Elimden tuttuğu gibi beni sahnenin ortasına çekti. Gerçekten iyi dans ediyordu. Onun yaptıklarını yapmaya çalıştım ama olmuyordu. Bu savaşta kazanamayacağımı anladım ve tekrar barın yanına gittim. Yan tarafta bana bakan aşırı seksi bir adam vardı. Yan gözle onu süzdüm. Kaslı ve uzun boyluydu. Giydiği beyaz tişört onu daha çekici yapıyordu. Kısa kollu bir tişörttü. Kot pantolonu ve spor ayakkabıları vardı üzerinde. Saçları kısaydı ama çok kısa değildi. Badem gözleri beni süzerken ister istemez gülümsedim. Kalbim deli gibi çarpmaya başladı. Başımı çevirdim ve kıkırdadım. Birinin bana doğru geldiğini duydum. Kanım, vücudumda, canımı yakacak kadar hızlı akıyordu. Başımı gülümseyerek döndürdüm.Bana bakıyordu ve şimdi burnumun dibindeydi. "Bana gülüyordunuz?" diye sordu. Ne diyeceğimi bilemedim. "Evet dersem ne olacak?" diye sordum cazibeli bir şekilde. Arabasının anahtarını gösterdi. BMW X5 anahtarına ışık vurunca bir an gözlerim kamaştı. Kafamı çevirdim. Bize doğru heyecanla gelen Belinda' yı gördüm. Tabi ya. Onu ne çabuk unutmuştum. Koşarak Belinda' nın yanına gittim. Belini tuttum ve onu kendime yaklaştırıp kulağına doğru "Aç mısın?" diye sordum. Cevap vermesini beklemeden elinden tutup peşimden sürükledim. Adamın yanına geldik. Ona en can alıcı gülümsememi gönderdim. Gidelim dedim ve onun arabasına doğru gitmeye başladık. Belinda' nın adımları birbirine karışıyordu. En azından adım atabiliyordu. "Sakın onu öldürme. Bu gece biraz eğlenelim. Kendine geleceksin Belinda." dedim. Onun Half-Blood olduğunu biliyordum. Onu gece evinden hatırlamıştım. Bana anlaşılmaz gözlerle baktı. "Half-Blood olduğunu biliyorum bebek. Ben de öyleyim." dedim ve gülümsedim. Bu gece gerçekten eğlenecektik.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hollywood-rpg.yetkin-forum.com
Nicole von Delphia

Vampir Vampir
avatar



Mesaj Sayısı : 90
Nerden : Farketmez şu an buradayım ya sen ona bak -.-
İş/Hobiler : PM atarak insanları rahatsız etmek asdfgh :D

Karakter Kartı
Rp Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Perş. Haz. 02, 2011 2:06 pm

Jacee yanımdan ayrılınca yine kendimi yalnız hissettim ama biraz göze çarpmaya kararlıydım. Dans ederken bir kahkaha attım, işte şimdi çok göze çarpıyordum. Ama umurumda değildi, eğleniyordum işte. Birden durdum ve Jace'ye baktım. Bir adam -ama ne adam- ile konuşuyordu. Adam, Jacee'ye çekiliyormuş gibiydi, aynı ben gibi. Jacee normal değildi. Yani, diğer insanlar gibi değildi. Ben de pek normal sayılmazdım zaten -her açıdan.
Oksijeni yokladım ve Jacee'nin nefes alış-verişlerinin hafifçe hızlandığını hissettim. Etrafta yaramaz birşeyler dönüyor olmalıydı. Ateş kırmızısı saçlarımı savurdum ve onlara doğru yürümeye başladım. Heyecanlanmıştım.
Jacee beni belimden yakaladı ve "Aç mısın?" dedi. Neyi kastettiğini anlayamamıştım. Alkol hala beynimi uyuşturuyordu. Jacee beni elimden tutup sürüklerken hala yürüyuebildiğime seviniyordum. Sonra adamdan yayılan bir tehlike hissi sezdim. Önsezilerim güçlüdür. Aniden duraksadım ve gözlerim kısıldı.
"Sakın onu öldürme. Bu gece biraz eğlenelim. Kendine geleceksin Belinda."
Boş boş baktım.
"Half-Blood olduğunu biliyorum bebek. Ben de öyleyim."
Half-Blood mu? Yani ikimiz de vampir miydik şimdi? Zihnimde sorular oluştu. Acaba bir yeteneği var mıydı? Varsa neydi? Eğer bu adam bize kötü birşey yapmaya kalkarsa ikimizi koruyabilecek türden bir yetenek miydi?
Adamın ihtişamlı BMW'sinin önüne gelmiştik. Savsak hareketlerle arabaya bindik. Tehlikede olabilirdik ama en azından ben bizi korumak için yeteneğimi kullanarak birşeyler becerebileceğimi düşünüyordum.
Yolculuk devam ederken endişeleniyordum. Ama Jacee sadece biraz eğleneceğimizi söylemişti. Sakinleştim ve bu fikri benimsedim.
"Nereye gidiyoruz?" diye sordum cazibe yüklü bir ses tonuyla. Yaramaz Belinda hisleri yavaşça içime doluyordu.
Adam sırıttı, bembeyaz dişleri dikiz aynasında parladı. "Nereye isterseniz gidebiliriz. Gerçi benim aklımda bir yer var ama..."
Ben de sırıttım. Jacee'yle kendimizi koruyabileceğimize emindim artık. Cesaretimi toplamıştım, korkmuyordum ve eğlenmek istiyordum.
"O zaman seniniz, tatlım."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacee Jordanna

avatar



Mesaj Sayısı : 37
Nerden : Los Angeles
İş/Hobiler : Şarkı söylemek ve poz vermek!

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Ptsi Haz. 13, 2011 4:54 pm

Belinda gözüme oldukça sakin ve kötü huylardan arınmış bir kız gibi görünmüştü. Ama her bayanın içinde dişi bir kedinin yattığını ve saldırmak için an kolladığını unutmuştum. Belinda beni şaşırtmıştı. Bu kızdan ne çıkacağı belli değildi. Bir dakikası diğerine uymuyordu anlaşılan. Bu beni gülümsetmişti. Hafif bir kahkaha ile güldüm. Adam dikiz aynasından bizi gözetliyordu. Aslında oldukça tatlı birisiydi. Arabanın direksiyonunu tutarken gerilen kaslarını görebiliyordum. Kalbinin yaramazlık ve heyecan pompaladığını duyabiliyordum. Zihnini okuyamıyor olabilirdim ancak, bize gözlerini kısarak bakıp alt dudağını dişlediğinden dolayı bizimle evcilik oynayacağını sanmıyordum. Evcilik oynayabilirdi. Lakin büyüklerin evciliğini oynayacağına bahse girerdim. Belinda' ya baktım. Gözleri parlıyordu ve yola bakıyordu. Ortama sessizlik hakimdi. Yani normal bir insan kulağı ile bunu duyabilirdiniz. Sessizliği... Ancak ben insan değilim ve adamın kalp atışlarını duyabiliyorum. Hızlı... Kan vücudunda öyle büyük bir hızla dolaşıyor ki şu anda adamın kulaklarının uğuldadığını biliyorum.
"Bu arada, bize ismini söylemedin." dedim. Adam aynadan bana baktı. Yüzümde şapşal bir gülümseme ve boynu bükük ben... Adam derin bir nefes aldı ve hafifçe güldü. "Adım Lopez ve gülümsemen çok hoş. İkinizde çok hoşsunuz kızlar." dedi ve iç çekti.
"İspanyol musun?" diye sordum. Kafasını salladı. İspanyol erkekleri keskin yüz hatlarına sahip olurlardı ve daha esmer olurlardı. Ancak Lopez açık tenliydi. Sadece saçları siyahtı.
"Bana Fransız gibi geldin." dedi Belinda sohbete katılarak. Lopez kahkaha attı ve kırmızı ışık yandığı için beklemeye başladı. Fırsattan istifade olarak arkasını döndü. Emniyet kemeri takılı olmasaydı ve bize tam anlamıyla ulaşsaydı bizden beslenecek gibi duruyordu. "Ya sizler?" diye sordu.
"Neyi merak ediyorsun?" diye sordu Belinda. "Bilmiyorum. İsminizi, yaşınızı, nereli olduğunuzu ve beden ölçülerinizi." dedi. Son sözcükleri söylerken güldü.
"Adım Jacee. 17 yaşındayım. Norveçliyim. Vücut ölçülerimde 80-59-88." Vücut ölçülerimi biliyordum çünkü ikizim her gün beni ölçmekten bıkmayan birisiydi. Ailemde beni bu halimle kabul eden tek kişidir ikizim.
"Mankensin sanırım." dedi. Bu arada gaza bastı ve yol almaya devam ettik.
"Hayır değilim ancak beni her gün ölçen bir ikizim var." dedim ve sırıttım. Zoraki ve çarpık çurpuk bir gülümsemeydi bu. Bu arada Belinda söze girdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hollywood-rpg.yetkin-forum.com
Nicole von Delphia

Vampir Vampir
avatar



Mesaj Sayısı : 90
Nerden : Farketmez şu an buradayım ya sen ona bak -.-
İş/Hobiler : PM atarak insanları rahatsız etmek asdfgh :D

Karakter Kartı
Rp Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Salı Haz. 14, 2011 12:07 pm

"Adım Belinda, 17 yaşındayım, İngilizim. Vücut ölçülerim..." Kıkırdadım. "82-60-84."
Yola devam ediyorduk.
"O kadar uzak mı şu 'gideceğimiz yer'?" dedim.
"Yarıladık," dedi Lopez.
İç geçirerek pencereden dışarıyı seyretmeye devam ettim.
O anda karşımıza bir araba çıktı. Az daha çarpıyorduk. Tekerin yola sürtünme sesi sokakta yankılandı ve ani bir frenle durduk.
Sarsılmış bir halde nefesimi dışarı verdim. Gözlerim iri iri açılmıştı ve Jacee'nin koluna yapışmıştım. O anda Lopez de direksiyonun başında küfrediyordu.
"Az önce-n-ne oldu?"
"Birşey olduğu yok. Az daha ölüyorduk!" dedi sinirli bir sesle Lopez.
Jacee'ye baktım. Fazla etkilenmiş gibi gözükmüyordu. Sakince beni teselli ediyordu.
"O herife haddini bildireceğim!" diyerek araban çıkmaya kalktı Lopez. Jacee hemen elini Lopez'in omzuna koydu.
"Hayır, Lopez. Yapma. Bırak gitsin..."
Lopez bir süre boş boş baktı. Sonra başını 'tamam' anlamında sallayıp direksiyonun başına geri döndü ve arabayı çalıştırdı. Jacee'nin ne yaptığını anlamıştım. Half-Blood olmanın bazı getirilerini kullanıyordu. İnsanları etkileyebilmek gibi. Arada sırada ben de kullanmalıydım.
Sonra arabanın durduğunu farkettim. Arabadan indik. Başımı kaldırdığımda -vay canına. Çok görkemli bir villanın karşısında duruyorduk.
"Burası senin evin mi?" türünden aptalca bir soru sordum. Lopez kaşlarını kaldırıp çekici bir şekilde gülümseyerek "Evet," dedi.
Kapıyı açtı ve içeri girdik. Geniş bir salon vardı. Plazma TV, krem rengi deri koltuklar, Tavanda ihtişamlı bir şekilde parlayan kristal bir avize... Müthiş bir evdi.
"Oturabilirsiniz," diyerek koltukları gösterdi. Jacee'yle koltuklara kendimizi bıraktık. Çok rahattılar.
"İçecek bir şeyler ister misiniz?"
"Rus votkası var mı?" dedim hemen. İyice açılmıştım ve içkiden artık etkilenmeyeceğimi biliyordum. Daha çok içmek istiyordum. "Tabii," dedi Lopez.
Tek açılan kişi ben değildim sanırım. O zamana kadar sessiz duran Jacee'den neşeli bir ses tonuyla konuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacee Jordanna

avatar



Mesaj Sayısı : 37
Nerden : Los Angeles
İş/Hobiler : Şarkı söylemek ve poz vermek!

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Ptsi Haz. 27, 2011 6:07 pm

Lopez bizi evine getirmişti. Arabadan indik ve evine girdik. Evi büyüleyiciydi. Devasa, iki katlı bir ev. Lopez ya para babasıydı ya da babasından kalan bir mirası vardı. Belinda ile koltuğa geçtik. Lopez bir şey içip içmeyeceğimizi sordu. Ben nazikçe geri çevirdim. Belinda ise rus votkası aldı. Rus votkası, içinde suni uyuşturucu bulunan ve kana çabuk karışabilen ağır bir içkidir. Gözünüzü bulandırır, başınızı döndürür ama sizi kusturmaz. Soğuk terler dökersiniz. Ölseniz daha iyidir. Yaşayan bilir demeyeceğim. Çünkü vampirlere bir etkisi yok. Sadece bardakilerin içtiklerinden biliyorum, o kadar. Lopez Belinda' nın içkisini getirdi ve üzerini değiştireceğini söyleyip içeriye gitti. Omzumun üzerinden arkaya dönüp baktım. Gömleğinin düğmelerini çözerek gövdesini meydana çıkarıyordu. Derin bir nefes aldım. Kokusu ciğerlerimi dolduruyordu. Hafif bir parfüm kokusu vardı üzerinde. Ter kokuyordu ve teninin kendine has ağır bir kokusu vardı. Bu onu daha çekici yapıyordu. Kendimi sinsice gülümsemekten alıkoyamadım.

Belinda içkisini yudumlarken hiç konuşmadım. Lopez' i düşündüm. Dişlerini onun tenine sürttüğümü ve tenini deldiğimi düşündüm. Dilimi açılan yaraya bastırdığımda ağzımın içinde kan patlaması yaşadığımı... Sarsılarak ayağa kalktım. Belinda irkildi. Elimi alnıma koydum. Terlemiştim. Elimin tersiyle alnımı sildim ve gözlerimin altını kuruladım. Belinda' ya baktım. Bana "Neyin var?" bakışı attı. Yüzü o kadar komikti ki... Keşke gülümseyebilseydim. "İyiyim. Sorun yok." dedim. Hafifçe ve sahte bir şekilde gülümsedim. Bir bardak suya ihtiyacım vardı sanki. Lopez' in mutfağı açık mutfaktı. Oturma odası ile mutfağı sadece ahşap kapaklı, üzeri mermer olan bir tezgah ayırıyordu. Yabancıların evini kurcalamak alışkın olduğum bir şeydir. Yani evine cazibemi kullanarak girip boynunda unutulmayacak kolye gibi taşıyacağı ısırık izi açtığım insanların evlerini hep kurcalamışımdır. Ancak Lopez' in mutfak dolaplarını kurcalarken ellerimin titrediğini fark ettim. Sanki polisin biraz sonra geleceğini bilen bir hırsız gibi hissettim. Bir bardağa uzandım ve buzdolabına su almaya giderken bir koku duydum. Çıplak bir tenin kokusunu... Kafamı çevirdiğim anda Belinda' nın bacağını okşayıp saçlarını koklayan ve bir yandan da konuşan Lopez' i gördüm. Bir şey söylemek için dudaklarımı araladım ama aynı şekilde kapattım. Boynumdan yukarı çıkan bir sıcaklık hissettim. Mutfak bangosuna çarptığım bardağım elimin içinde ikiye ayrılışını duydum ve elimi bıraktığım anda ikiye ayrıldı. Bir anlığına bana baktılar. Lopez gözlerimdeki ateşi fark etmemişti ancak Belinda' nın fark ettiği ortadaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hollywood-rpg.yetkin-forum.com
Nicole von Delphia

Vampir Vampir
avatar



Mesaj Sayısı : 90
Nerden : Farketmez şu an buradayım ya sen ona bak -.-
İş/Hobiler : PM atarak insanları rahatsız etmek asdfgh :D

Karakter Kartı
Rp Puanı:
78/100  (78/100)

MesajKonu: Geri: İki Half-Blood.   Perş. Tem. 14, 2011 12:43 pm

Lopez'le vakit geçirmek güzeldi. Ancak Jacee garip davranıyordu. Bu garip davranışlarının arkasında kan şehveti olduğundan emindim. Bu gece Lopez'den biraz da olsa kan alacağımıza emindim zaten. Ama Jacee'nin buna cidden ihtiyacı var gibiydi.
Mutfağa su içmeye gittiğinde Lopez geldi ve yanıma oturdu. Kısa süre sonra iyice yakınlaşmıştık ve sadece biraz oynaşmak istiyordu. Bir yandan Jacee ve benim ne kadar güzel ve seksi kızlar olduğumuzdan bahsediyordu. Beğenilmek her zaman hoşuma gitmişti ve buna itirazım yoktu.
Mutfaktan gelen çatırtı sesiyle hafifçe irkilip mutfak tarafına doğru baktım. Jacee elindeki su bardağını resmen parçalamıştı. Bardak ikiye ayrıldı. Jacee'nin bakışı ise... Bir tek bardak değil evdeki her şeyi parçalayacak gibiydi. Lopez de dahil.
Lopez'in kollarından sıyrıldım ve Jacee'nin yanına gittim.
"İyi misin?"
Yavaşça başını salladı. Ama gözlerindeki ateşi görmüştüm. Kan istiyordu.
"İstediğini alacağız. Birazcık bekle sadece. Hemen kendimizi belli etmek istemeyiz değil mi?" diye fısıldadım. Gözleri parladı ve duruşunu dikleştirdi.
"Haydi biraz toparlan da biraz eğlenelim." Elinden tutup onu salona götürdüm. Lopez'in iki yanına oturduk.
"Bir sorun mu var, kızlar?" dedi Lopez. "Hayır, sadece... Jacee kendisini biraz tuhaf hissetmiş. İçki yüzündendir," diyerek kıvırmaya çalıştım. "Şu an iyi. İyisin değil mi?" Jacee seksi bir şekilde gülümseyerek başını salladı. Lopez de gülümsedi ve ikimizi kollarının altına aldı. Jacee elini Lopez'in göğsünde gezdirmeye başladı. Ama gözü boynundaydı. Ama birazcık sabretmesinin ödülünü alacaktı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

İki Half-Blood.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: başkent :: Rol Oyunu İçi-