AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
kod dnm
bina puanları kod
Seyir Defteri.
Ders Sistemi ve Alımlar
Passive
Lucinda Queen
Kurt Adam Klan Alımları
Sorularınız
Sorunlarınız
Gizemmli_kız
Ptsi Şub. 22, 2016 12:57 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:11 pm
C.tesi Ocak 30, 2016 11:21 pm
C.tesi Ocak 30, 2016 11:20 pm
Paz Ocak 24, 2016 5:59 pm
Perş. Nis. 11, 2013 3:25 pm
Perş. Nis. 11, 2013 3:01 pm
C.tesi Ekim 13, 2012 9:50 pm
C.tesi Ekim 13, 2012 9:33 pm
Çarş. Tem. 11, 2012 9:15 am
Nyx
Nyx
Barbara Elvfsie
Barbara Elvfsie
Nyx
kaan01
kaan01
mustafa86
mustafa86
gizemmli_kız


Paylaş | 
 

 Katherine.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Katherine Swynford

Kehanet Profesörü Kehanet Profesörü
avatar



Mesaj Sayısı : 75
Nerden : Londra

Karakter Kartı
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Katherine.   Perş. Ağus. 04, 2011 12:53 pm


Sabahın ilk ışıkları kapalı gözlerine nüfuz ediyor, rüyalarına ışık tutarak uyanmasını sağlıyordu. Ağır ağır sıcacık yatağından kalkarak pencereden çıkan titretici soğukla buluşan vücudu, sıcak yatağına dönüp rüyalarıyla buluşmak istese de aklı yapması gerekenleri kafasından birer birer geçirmiş, hemen hazırlanmaya başlamıştı. Yavaş yavaş odasına giden geniş koridorlardan geçerken tabloların ve heykellerin çıkardığı korkutucu horlamalar kulaklarında çınlamaktan çok zonkluyordu neredeyse. Odasının önünde duran büyük anka kuşu heykeline parolayı söylediğinde heykel yavaş yavaş sola doğru dönerek hareket eden taş merdivenlere açmıştı yolunu. Adımını merdivene atar atmaz aşina olduğu hafif çaplı sarsılmayı yaşadıktan sonra hareket eden merdivenlerin yoluna bıraktı kendini. Kısa süre sonra odasına varan geç kadın rengarenk anka kuşunun gözleriyle buluştu önce. Yanına vardığında ufacık kafasını onu incitmeyecek şekilde narin dokunuşlarla okşamaya devam ediyor, adeta huzur buluyordu. Düşünseline takıldı gözü birden. Yaşadığı süre boyunca bütün sıkıntılarını, önemli gördüğü anılarını, asla unutmak istemeyeceği hatıralarını attı içine hep. Çözüm yolu bulamadığında tekrar tekrar anılarını yaşamak zorlu gelse de düşünseli sayesinde kısa süre içinde atladığı ipuçlarını görebiliyor, çözüm yolu bulabiliyordu. Gümüşi renkteki anılarını asası yardımıyla düşünseline bırakıyordu. Anılarının yoğunluğuna, duygularına göre değişiyordu rengi. Eğer çok bunaltıcı ve acı verici bir anıysa yaşadığı rengi gümüşiden çok siyaha yakın, iç karartıcı bir renge bürünüyordu. Mutluluk ve huzur veriyorsa hatıraları maviye yakın huzur verici bir renk alıyordu. Kısacası anılarının rengi kadının hatıralarındaki duygularına göre yer alıyordu… Hülyalı hülyalı bakarken birden başka bir anı belirdi düşünselinde. Her şeyden çok sevdiği kızının ufacık yüzü belirdi. Karanlık ve ürkütücü gecelerden biriydi yine. Birkaç seherbazla beraber korunması gereken bir ailenin evine yetişmeye çalışıyorlardı. Karanlık Lord’un amblemi haline gelen kafatasının ağzından çıkan yılan kapkara geceye yemyeşil ışığıyla korkutucu bir ışık veriyor, yılanın tıslamaları ses vererek ümitleri kırıyordu. Koşar adımlarla eve ulaştıklarında alevler içerisinde kalakalmış, büyük dumanların havaya doğru uzun bir yolculuğa çıktı yıkık bir evle karşılaştılar. Hiç düşünmeden alevlerin içine dalmıştı genç kadın. Asasından çıkardığı büyük çaplı su büyüsüyle geçmekte olduğu yerlerde çıkan alevi söndürmeye devam ediyordu. Yaşayan biri vardır umuduyla etrafına bakarken üst katlardan gelen ağlamayla karışık acı bir çığlık yüreğini delip geçmişti. Önüne çıkan engellere rağmen kendini sesin akışına bırakarak ilerlemeye devam ediyor, her adımda biraz daha yaklaşıyordu. Oyuncakların alev alarak sağa sola dağıldığı, duvarları yıkılmış bir odaya girdiğinde karşılaşmıştı o zaman ilk defa hayatının anlamıyla. Küçücük yüzünde yer yer isler yer almış, ağlamaktan gözleri ve dudakları şişmiş sevimli sevimli bir bebekle göz göze gelmişti. Bebeği kucağına aldı gibi sanki elinden kaçacakmış gibi sımsıkı tutarak hemen dışarıya cisimlenmişti. Bu bebekten başka hiç kimse sağ kalmamıştı evde. Daha annesini ve babasını doğru dürüst tanımayan bir bebeğin kaderinin başka yollara giderek yön değiştirmesini adil bulmamıştı, bulamamıştı hiçbir zaman. Kendi hayatına küfrederken şimdi şükr etmeye başlamıştı. En azından anne ve babasını tanıma fırsatı bulmuştu. Hayatı kollarına sımsıkı sardığı bebek gibi olabilirdi. Kısa süre sonra bebeğe gereken bakım yapılıp iyileştirilmişti. O gün bugündür hayatını kurtardığı kızın yaşamını bağlamış, içtiği suda, ciğerine çektiği oksijende onu görür olmuştu artık. Onu evlatlığı gibi görmüyor, sanki kendi canından kendi kanındanmışçasına seviyor, değer veriyordu. Melek yüzüyle masum gözükse de yaptığı yaramazlıkları bilse de ona kızsa da sevgisinden bir gram bile eksilmiyordu. Göz bebeğiydi… Bunları düşünüp dururken kızının neşe dolu sesiyle irkilerek kendine gelmiş, aniden huzur kaplamıştı içini. Minik cadının sesini duymak bile huzur veriyordu kadına. Kafasını çevirdiği anda kızının yeşil gözleriyle buluşmuştu masmavi gözleri. Hiçbir acı, üzüntü en ufak kederli bir bakış yer almıyordu gözlerinde. Etrafa saçtığı neşe herkesi etki alanına alıyordu sanki. İçtenlikle gülümsemişti müdire. Kızı koşar adım kendisine doğru ilerliyor, koştukça kıvır kıvır olan saçları havada dans ediyordu. Kollarını açarak sımsıkı sarılmış, havaya kaldırmıştı. Küçük cadının sesi kulaklarında çınlıyordu. “Günaydın Mia!” Bu ismi layık görmüştü kızına. Parlayan, parıldayan demekti anlamı. Yakıcı alevlerinin içinden kurtardığında, çektiği acılara rağmen yeşil gözlerinde gördüğü parıltı, umudu öğretmiş kadına.

Sıkı sıkı kızına sarılmaya devam ediyor, asla bırakmayacakmış gibi tutuyordu. Ciğerlerini onun çiçeğimsi narin kokusuyla dolduruyor, onunla hayat buluyordu yeniden. Küçücük tombul bir o kadar da zarif elleriyle kadının boynunu sımsıkı kavrayıp saçını okşamaya çalışıyor, yanağına öpücükler konduruyordu. Minik cadısından başka hiç kimse yoktu müdirenin aklında. Nefes alıp verdiği hava o olmuştu. Ne yapması gerekenler vardı aklında ne de karanlığın adım adım aydınlığı içine hapsedişi...Bir anda durmuştu sanki kalbi. Karanlığın demir parmaklıklar ardına aydınlığı tıkmaya çalıştığı bu yerde kızına bir şey olursa ne yapardı? Ona hunharca işkence edilmesiyle ilgili kareler canlanıyordu gözünde. Gözü doymamış adeta kana susamış bir gece yürüyenin zevkle bakan bakışları altında Crucio lanetiyle acı çeken, kıvranan minicik bedenden yükselen acı dolu çığlıkların oluşturduğu kulak tırmalayıcı sesler sanki yanında oluyormuşçasına kadının damarlarına, iliklerine işlemeye başlıyordu. İşkenceye maruz kalmış küçük kızın yeşil gözlerindeki bakışlar yerini boş bakışları bırakmış, beyaz teni daha da beyaz olmaya başlamıştı. Bir daha asla yerinden kalmamak üzere derin bir uykuya dalmış, hakkettiği yere cennetin kucağına düşmüştü... Genç cadı, düşünmesi bile kötü olan asla olmasına izin vermeyeceği düşüncesinden sıyrılmış, dudaklarına değen ıslak, nemli şeyden ağlıyor olduğunu fark etmişti. Kızının, kendisini ağlıyorken görmek istemeyeceğini biliyor, toparlanmaya, ufaklığın görmemesi için hızlı hızlı siliyordu göz yaşlarını... Kadının yanaklarına kocaman birer öpücük kondurduktan sonra şen şakrak sesi bütün odaya dağılmıştı. Az önceki üzüntüsü yok oldu birden. Kızı, ona her anlamda iyi geliyordu.

Sesi eski müdür ve müdireleri uyandırmış, neler olduğunu anlamaya çalışıp etrafa baktıklarında, uyandırılmanın verdiği huzursuzluk, Mia’yı gördükten sonra yerini gülümsemeye bırakmıştı.“Ben de seni çok özledim birtanem! İşler nedeniyle çok fazla görüşemesek te sakın seni unuttuğumu sanma meleğim. Sen, annenin her daim aklındasın...” İçtenlikle gülümseyerek kızının gözlerinin içine bakmaya devam ediyor, gözlerinde gördüğü neşe ruhuna işliyordu. Okulu birbirine katıp yaramazlık yaptığında kızması gerekirken kızamıyor, kızsa bile onun yüzündeki üzüntüyü görünce içi sızlıyordu. Lakin bunu yapmak zorundaydı... Minik cadıya sarılırken anka kuşunun en az kızı kadar rahatlatıcı sesi odada yankılanmış, kuşa doğru baktığında meraklı ve özlem dolu gözlerle Mia’ya bakmakta olduğunu gördü. Küçük cadı da onu görünce çığlık atarak gülmeye başlamış, müdire kucağındaki kızını ankaya doğru götürmeye başlamıştı. Mermer heykelden yapılmış, vücudu büyük bir zerafetle işlenmiş adeta Afrodit’in vücut bulmuş hali kadar güzel olan heykelin sağ elinde tuttuğu mermer, büyük ve işlemeli tabakta duruyordu Fawkes. Yanlarına geldiklerinde kuş daha çok ötmeye başlamış, kızı daha çok gülmeye başlamıştı. Korkusuzca elini ankaya uzatıp okşamaya başlamıştı bile. Anka kuşunun gökkuşağına andıran tüylerine dokundukça küçük kız, kuş coşup özlemini gideriyor gibiydi. “Fawkes seni özlemişti Mia. İlk defa bu kadar mutlu olduğunu görüyorum.” Kızı da olduğundan daha mutluydu şimdi. Yeşil gözlerini bir an olsun kuştan ayırmayarak okşamaya devam ediyor, sevgisini aktarıyordu. “Sana bir sürprizim var meleğim...” Küçük cadıyı Fawkes’a ulaşabileceği yakın bir yere oturtmuş, asasını kaldırarak hediyesini getirtmesini sağlamıştı. Pembe, parlak renkteki kutu kadının elini konmuş, açılmayı bekliyordu. Yüzünde kocaman bir sırıtışla kızına uzatarak vereceği tepkiyi merak ediyordu. Küçük kız da neler olduğunu, paketten ne çıkacağını merak ederek açmaya çalışıyordu. Paketi her yırtışında gözlerindeki merakta daha çok büyüyordu. Açmayı başardığında saçları özenle taranmış, gözleri ışıkta renk değiştiren sevimli bir oyuncak bebekle karşılaşmıştı. Bu oyuncak bebek diğer bebeklerden tamamen farklıydı. Normal bir çocuk gibi yürüyüp hareket ediyor, yemek yiyip su içebiliyordu. Kızından uzak kaldığı seyahatleri boyunca Paris’teki bir büyücü dükkanında gördüğünde tam kızına uygun olacağını düşünmüş, hemen alıvermişti. Oyuncak bebek, ufaklığa gülümseyerek bir şeyler söylüyor, birbirlerine sarılıyordu.Kızının gülümseyen yeşil gözlerinde mutluluğun parçalarını görebilmek, hele ki bu mutluluğu kendisinin verebildiğini bilmek genç kadına anne olma duygusunun doruklarına ulaştırıyordu. Yıldızların ötesindeydi şimdi. Güneşten bile parlak bedeniyle havada süzülerek dans ediyordu sanki.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Desire Belcourt

V. Sınıf Çaylak | KK. Lideri V. Sınıf Çaylak | KK. Lideri



Mesaj Sayısı : 247

Karakter Kartı
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Katherine.   Perş. Ağus. 04, 2011 12:58 pm

96, diliniz gayet iyi aslında ama cümle uzunlukları akışı bozmuş. Birkaç tane de noktalama hatasına rastladım. Bir daha ki sefere bu hususlarda çok daha dikkatli olacağınıza eminim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

Katherine.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: büyücülere dair :: Seçim Bölgesi :: Puanlama Merkezi-