AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
kod dnm
bina puanları kod
Seyir Defteri.
Ders Sistemi ve Alımlar
Passive
Lucinda Queen
Kurt Adam Klan Alımları
Sorularınız
Sorunlarınız
Gizemmli_kız
Ptsi Şub. 22, 2016 12:57 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:11 pm
C.tesi Ocak 30, 2016 11:21 pm
C.tesi Ocak 30, 2016 11:20 pm
Paz Ocak 24, 2016 5:59 pm
Perş. Nis. 11, 2013 3:25 pm
Perş. Nis. 11, 2013 3:01 pm
C.tesi Ekim 13, 2012 9:50 pm
C.tesi Ekim 13, 2012 9:33 pm
Çarş. Tem. 11, 2012 9:15 am
Nyx
Nyx
Barbara Elvfsie
Barbara Elvfsie
Nyx
kaan01
kaan01
mustafa86
mustafa86
gizemmli_kız


Paylaş | 
 

 Gisela Müller

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gisela Müller

V. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız V. Sınıf Çaylak | Karanlık Kız
avatar



Mesaj Sayısı : 13
Nerden : California, ABD
İş/Hobiler : Sinek tokatlamak.

Karakter Kartı
Rp Puanı:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Gisela Müller   Perş. Ağus. 04, 2011 3:25 pm


Sen miydin partiyi mahveden zavallı?


Günlerdir, yapacağım parti için hiç boş durulmadan hazırlanan Shadows adlı bardaki hazırlığı kontrol etmek için gelmiştim. Barın, kırmızı-siyah renklerle boyalı duvarlarının farklı, büyüklü küçüklü posterlerle donatılmasını istemiştim tuttuğum hizmetlilerden. Barı baştan aşağı değiştirmekti niyetim. Konuklarıma alışılmışın dışında bir parti yaşatmalıydım ki onların gözlerindeki, tanınmış, zevkli Caitlyn zedelenmesin. Bu gece tüm paparazzilerin kapıda sıra bekleteceğinden ve Gossip Girl’ün gözlerini dikmiş, bir açığımı bekleyeceğinden adım gibi emindim. Tam anlamıyla kusursuz olabilmek adına fazlasıyla uğraş vermiştim birkaç gündür. New York’un en iyi barmenlerini tutmuş, en iyi dansçılarını da davet etmiştim partiye. Yaklaşık bir ay öncesinde Lisa’nın verdiği partiden çok daha iyi olmalıydı. Ona, partimle ve görünüşümle de ondan yüce olduğumu göstermek niyetindeydim. Barın tavanına, büyük ve göz alıcı spot ışıklar yerleştirtmiştim. Barın her tarafında gizli kameralar vardı. Ee, sadece Gossip Girl mü insanları dikizlemek için vardı? Tam barın ortasında striptiz dansçısı için yuvarlak bir çıkıntı ve üzerinde bir direk vardı. Bu direk, fosforluydu ve karanlıkta renk cümbüşüyle parlıyor, yanıp sönüyordu. Bar kısmı, hemen kapının karşısındaki duvara bitişikti. O sırada yakışıklı, kas yığını barmen kokteylleri hazırlamaya başlamıştı bile. Arada bir de onun yanına gidiyor, içki şişeleriyle yaptığı figürleri izliyordum. Gerçekten başarılıydı işinde. Dansçı, barmen ve hizmetlilerin hepsine bir ton para yığmıştım ve dolasıyla işlerini haklarıyla yapıyorlardı. Geçen senelerde bir balo daveti vermiştim, gerçekten harikaydı. Manhattan’ın elit insanlarının hepsi oradaydı ve devasa bir yerdi salon. Her şey hazır ve tıkırındaydı. Lisa sayesinde insanların 1 yıl dilinden düşmemiştim, elbette Gossip Girl de dahil. Lisa, bir ara gözden kaybolmuştu ve onu aramaya çıktığımda balo salonunun elektriğini kestiğini farketmiştim. Gerçekten küstahlıktı bu! Büyüklük bende kalsın, diyerek yine de çağırmıştım onu partime. Belki de onu rezil etme sırası bendeydi, kim bilir.

Ortama olduğu kadar kendime de bir hayli özen göstermiştim. Annem bir moda tasarımcısıydı, kıyafetlerimi, aksesuarlarımı hep o tasarlardı. Bugün için, pahalı taşlarla bezenmiş, kalçalarımın altına kadar ancak gelen, kırmızı ve dapdar bir kıyafet giymiştim. Saçlarım ise dalgalı ve açıklardı. İnce, platform topuklu gümüş rengi ayakkabılarımla, işaret parmağımdaki parlak, gümüş yüzüğüm birbirlerini tamamlıyordu. Evet, kesinlikle harika görünüyordum. Her şey kusursuzdu. Barın deposunda da içkilerin devamı vardı. Heyecanımı artıran bir şey daha vardı; o da birkaç haftadır sevgilim sayılan Marcus’un da davetli olmasıydı. Henüz aramızda önemli bir şey yaşanmamıştı ki bunu istemeyen de oydu. Kendini fazlasıyla ağırdan alıyordu. Eve davet ettiğim zamanlarda gelmeyip bahaneler uyduruyor, tensel bir yaklaşım yaşadığımızda direkt kendini uzaklaştırıyordu benden. Bugün, garsonlara özellikle tembih etmiştim, en sert biraların Marcus’a verilmesi için. Bardaki bir VIP odayı, sırf ikimiz için hazırlatmıştım. Evet, yaptığım doğru değildi, kimsenin kulağına gitsin istemiyordum. İşin aslı Marcus, Lisa’nın eski sevgilisiydi. Lisa’dan sonra bir daha kimseyle ciddi bir ilişki yaşamamıştı. Bense sırf Lisa’dan üstün olduğumu anlayabilmesi için onu yatağa atmakta kararlıydım. Bunlar bir yana, hazırlıklar hala devam ederken barın bilgisayarının başına geçmiş, mail kutumu kontrol ediyordum. Gözüm, yanda sürekli kayıtta duran kameraların görüntülerine kaymıştı. İlgimi çekmişti, biraz kurcalıyordum. İki gün öncesine kadar hızlı hızlı izleyip geçiyordum ki gözüme bir görüntü takıldı. Depoda bir şeyler yapan, sarışın ve uzun saçlı bir kızın görüntüsüydü bu. Gözlerimi kısmıştım istemsizce, görüntünün netleşmesi adına. Evet, bu gördüğüm kesinlikle Lisa’ydı. Depodaki içki dolabının içini kurcalıyordu sanki. Elindeki torbadan bir şeyler alıp dolaba yerleştiriyordu. Görüntüye biraz zum yapmıştım ki sinirlerim doruk yapmıştı. Bu kadarını nasıl yapabilirdi? Dolaba yerleştirdiği küçük poşetlerde uyuşturucu vardı. Bunu neden yapıyor olabilirdi ki? Partilerimde asla bu maddelerden kullandırtmayacağımı çok iyi biliyor olması gerekirdi. Bu işte bir bit yeniği vardı, kesinlikle. Aklımda hiçbir şey yoktu ama görüntüleri alıp kolayca ulaşabileceğim yere kopyalamıştım.

Masanın üzerindeki çantamı açmış, içinden Blackberry’mi çıkarmıştım. Babamı arayacaktım, biraz geç olsa da açmıştı telefonu. ‘Baba, bara acil adamlarından birini gönder, projeksiyon cihazı ve perdesi alıp getirsinler. Lütfen babacım, çok acil.’ dedim telaşla. Babam ise şaşırmış gibiydi, ‘Neden böyle bir şey istiyorsun şimdi? Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var kızım?’ dedi babam. O sinirle, ona bunu açıklayacak halim yoktu pek de, ‘Sonra açıklayacağım, öptüm.’ dedim ve telefonu yüzüne kapattım. Umarım kızmamıştır, diye geçirdim içimden. Babama saygım sonsuzdu, adam gibi bir adamdı o. İşlerini aksatmaz, ihtiyaçlarımızı fazlasıyla karşılar ve bize lüksü doyasıya yaşatırdı. Ve de en önemlisi anneme ve ailemize bir hayli sadıktı. Aslında o, üvey babamdı. Öz babamın da nerede, ne yaptığını bilmiyordum. Annemi gözler önünde, hiç utanmadan aldatıyordu o. Annemin ise ne kadar üzüldüğünü, gizlice kabuğuna çekip saatlerce ağladığını biliyordum. Üvey babam da olsa, öz babamdan daha çok değer veriyordum ben ona ki zaten öz babamın simasını bile hatırlar değildim. Evet, bir de ablam vardı. O, İngiltere’ye yerleşmişti aile kurup. Kendimde bulduğum en güzel yönlerimin hepsi ondan izler taşırdı, ona gerçekten minnettardım. Bir an önce yaşça büyüyüp, kendime güzel, yeni bir hayat kurmak istiyordum ben de. Belki de bir aile kurmak gerçekten güzel olabilirdi. İnsan ne kadar Manhattan’daki şöhret bataklığına düşerse o kadar zorlaşıyordu farklı hayallerini gerçekleştirmek. Bunları düşünmeyi bırakıp, derin bir nefes almıştım.

Barın kapısı çalıyordu, gelen babamın uşağı olmalıydı. Hava kararmaya başlamıştı bile yavaştan, acele etmekte yarar vardı artık. Kapıya giderken biraz etrafı dikizlemiştim, her şey kusursuz görünüyordu buradan bakılınca. Lacivert, demir kapıyı aralamıştım ki içeriye bir anda dalan polislerin beni itmesiyle şok oldum. Bu da neydi böyle?! Dört beş tane polis, öylece girmişlerdi bara. Şokun etkisinden biraz da olsa sıyrılıp sordum; ‘Ne hakla bu şekilde giriyorsunuz buraya?’ diyerek sert çıkışmıştım. Evet, gerçekten sinirlenmiştim. Aralarından, amirleri olarak tahmin ettiğim yanıma yaklaştı ve ‘Uyuşturucu barındırdığınız hususunda bir ihbar aldık. Burayı kontrol edeceğiz.’ dedi ve gözleriyle apaçık bir şekilde beni süzdüğünün farkındaydım.

Amir, yanımdan ayrılmış, barı kolaçan eden polislere emirler yağdırıyordu bir yandan. Depodan hızla gelen bir tanesi elindeki küçük torbayı sallayarak, ‘Amirim, buldum.’ dedi. Amir, bakışlarını bana çevirmişti ve o an yapabileceğim tek bir şeyin aklıma gelebilmesi için tanrıya yalvarıyordum içimden. Amir, benden bir yanıt bekliyor gibiydi. Bakışlarımı istemsizce kapı tarafına çevirdiğimde, uzaktan yavaş yavaş misafirlerin gelmeye başladığını görmüştüm. Evet, çaresizliğimi en derinden hissediyordum. Önümde öylece dikilmiş polise bakıyordum, gereksiz bir suçluluk duygusu da taşıyarak. Aklıma gelen ilk şeyi yapacaktım, biraz pişmanlık duyacak olsam da. Amire, etrafı hala didik didik arayan polislerden gizli fısıldayarak, ‘Biraz içeri gelebilir misiniz acaba?’ dedim ve yanıtını beklemeden lavaboya doğru ilerledim. Arkama göz ucuyla baktığımda peşimden geldiğini görmüştüm. ‘Evet, bir şey mi diyeceksiniz?’ dedi polis, gözlerini vücudumdan alıkoyamayarak. Aramızdaki mesafeyi iyice azaltmış ve ellerimi boynuna dolamıştım birkaç saniye içinde. Polisin şaşkın bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. ‘Gerçekten zor durumdayım, bana yardımcı olmak istemez misiniz?’ dedim fısıldama ses tonumu devam ettirerek. Dudaklarımı polisin boynuna doğru götürmüş, nefesimi veriyordum onu etkilemek için. Polisin heyecanlandığını biliyordum, onun elleri de kalçalarıma doğru gidiyordu. Hiçbir şey söylemiyordu, kendini iyice kaybetmiş gibiydi. Bu olanlardan Marcus’un ve ailemin haberinin olması sonum olurdu sanırım. Dudaklarımı öne uzatarak konuşuyordum, incinmiş gibi gözükmek için. ‘Lütfen, bana yardımcı olun.’ dedim ve ellerimi ondan çekip içerideki çantama koştum. Küçük bir kağıda telefon numaramı yazmıştım ve kağıdı parayla sarmalamıştım. Sonra tekrar onun yanına gidip ellerini tutmuştum. ‘Beni arayabilirsin. Gerçekten hoşuma gittin.’ dedim ve avcunun içine kağıt ve parayı sıkıştırdım. Polis, sinsi bir gülümseme takınmış, cevap vermemişti. Arkasını dönüp çıkmıştı lavabodan. Polislere gidelim dediğini duyar gibi olmuştum.

Bu sıkıntıdan, yanlış bir şekilde de olsa kurtulmuştum. İtiraf ediyorum, üniformalı erkekleri gerçekten çekici buluyordum! Polisin çıkışıyla, uşağın içeri girişi bir olmuştu. Ona hemen bu zerzevatları kurmasını emretmiştim ve eli gerçekten hızlıydı. İçeriye merakla giren misafirlerimi görmüştüm. Mutlu gözükmek için olabildiğince sırıtıyordum. Bir on dakika içerisinde bar tıklım tıklım dolmuştu. Caitlyn’in gelmesini bekliyordum ben ise. Bu yaptığını bu sefer affetmeyecekti. Lisa’nın her zamanki rüküş giyimiyle içeri girdiğini gördüğümde tüm konuklarıma yüksek bir ses tonuyla seslendim, ‘Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum ve küçük bir sürpriz ile başlamak istiyorum eğlencemize.’ bunu derken hizmetlilerden birine görüntüyü açması için parmakla işaret etmiştim. Büyük, projeksiyon perdesinde Lisa’nın depoya uyuşturucu yerleştirirken kayda alındığı görüntüler vardı. Büyük kahkahalar kopuyordu barda. Evet, gerçekten mutluydum. Gossip Girl’e koz vermemiş olmakla birlikte, Lisa’yı da yerden yere vurmuştum. Görüntüleri Marcus da izlemişti, en çok da buna seviniyordum. Aklıma birden bir soru gelmişti, o polisle ne yapacaktım?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Margeaux Deschanteh

V. Sınıf Çaylak V. Sınıf Çaylak
avatar



Mesaj Sayısı : 404

Karakter Kartı
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Gisela Müller   Perş. Ağus. 04, 2011 3:43 pm

Konuşmaları kesme işareti(') yerine tırnak işareti(") arasına alsanız daha iyi olurdu. Ayrıca mavi çok göz yoruyordu. Mekan betimlemelerini arttırmalısın. Yazı boyutunu size 10 yapsan daha iyi bir görünüm elde edebilirdin. Rp yarıda kalmış gibi bitmiş, daha iyi bir final yapabilirdin.

Puanın: 90

&Keyifli role playler!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

Gisela Müller

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: büyücülere dair :: Seçim Bölgesi :: Puanlama Merkezi-